Vatandaşlık Yasası’nda (StAG) yapılan değişiklik kabul edildi ve önümüzdeki haftalarda nihai onay için Federal Meclis’e sunulacak. Federal İçişleri Bakanı Faeser, yasanın 2024 yılının başlarında yürürlüğe girebileceği umudunu dile getirdi.

Vatandaşlık Yasası
Başka sorularınız var mı? Lütfen bizimle e-posta yoluyla iletişime geçmekten çekinmeyin: kontakt@ra-maibaum.de veya telefonla: +49 (0) 221 598 13 594

Ön kalış süresinin kısaltılması

Önemli olan ve Fransa, Büyük Britanya veya Kanada gibi diğer göçmenlik ülkeleriyle rekabet edebilmek için gecikmiş bir adım olan, gerekli önceki ikamet süresinin 8 yıldan 5 yıla indirilmesidir.

İstisnai entegrasyon başarıları söz konusu olduğunda, ön ikamet süresi 3 yıla kadar kısaltılabilir.

Soli ilkesinde yapılan değişiklikler

Vatandaşlığa hak kazanma için daha kısa süreli önceden ikamet şartı, Alman olmayan ebeveynlerden Almanya’da doğan çocukların vatandaşlığa kabulü için gereken şartların ( doğum hakkı ilkesi olarak da bilinir) azaltılmasını da beraberinde getiriyor. Bu durumda, ebeveynlerin çocuğun doğumundan önce Almanya’da yasal olarak 8 yıl yerine sadece 5 yıl ikamet etmeleri ve süresiz oturma iznine sahip olmaları yeterli oluyor.

Entegrasyon ve geçim kaynaklarının güvence altına alınması

Vatandaşlığa hak kazanma çerçevesinde geçimini güvence altına alma şartına ilişkin temel değişiklikler ortaya çıkmaktadır.

30 Haziran 1974’ten önce Batı Almanya’ya giren misafir işçilerin ve 13 Haziran 1990’dan önce Doğu Almanya’ya giren sözleşmeli işçilerin katkılarının tanınması memnuniyet vericidir. Bu kişiler, Alman Sosyal Güvenlik Kanunu’nun II. ve XII. Kitapları uyarınca sosyal yardımlardan yararlansalar bile, bu yardımları almaktan sorumlu olmadıkları sürece vatandaşlığa kabul edilme hakkına sahiptirler .

Ancak aynı zamanda, sosyal yardımlardan yararlanma yükümlülüğü olmayan diğer gruplar da vatandaşlığa kabulden dışlanmaktadır ; örneğin, sürekli olarak çalışamaz durumda olanlar, aile üyelerine bakmakla yükümlü olanlar veya tek başına çocuk yetiştiren ebeveynler olanlar.

Özellikle, mevcut yasal duruma kıyasla, sosyal açıdan dezavantajlı göçmenlerin çocuklarının dışlanması, projenin amacı ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile bağdaşmamaktadır. Bizim görüşümüze göre, yasanın bu şekilde sıkılaştırılması ters etki yaratmakta ve söz konusu grupları dezavantajlı duruma düşürmektedir.

Çoklu devlet oluşumunu önleme ilkesinin kaldırılması

Yeni yasa taslağındaki son derece memnuniyet verici bir değişiklik ise, çoklu vatandaşlıktan kaçınma ilkesinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Bu ilkeye göre, vatandaşlığa kabul daha önce ancak başvuranın önceki vatandaşlığından vazgeçmesi durumunda mümkündü. Yeni düzenleme, gelecekte özellikle Almanya’da yaşayan 1,5 milyon Türk vatandaşına fayda sağlayacaktır.

Görsel kaynağı: iStock